European Commission logo
Create an account
Blog
Blog

YAŞAM BOYU EĞİTİMDEN YAŞAM BOYU ÖĞRENMEYE GEÇİŞ

Değişen ve gelişen dünyada, hızlı değişimin toplumsal hayatta yarattığı sorunlara çözüm olarak “eğitim” görülmektedir.

Değişen ve gelişen dünyada, hızlı değişimin toplumsal hayatta yarattığı sorunlara çözüm olarak “eğitim” görülmektedir. Eğitim ile ilgili literatürde birçok tanım bulunmaktadır. Âdem’e (1997) göre eğitim; çocuklara, ergenlere ve yetişkinlere kazandırılacak zihinsel ve bedensel yeteneklerin tümünü kapsayan her çeşit yetiştirmedir.  Bir başka tanıma göre ise; önceden saptanmış amaçlara göre insan davranışlarında belli gelişmeler sağlamaya yarayan planlı etkiler dizisidir (Oğuzkan, 1993, 48).  İnsan hakları belgeleri ise eğitimi, “insan kişiliğini tüm yönleriyle geliştiren, insan haklarına ve temel özgürlüklere saygıyı pekiştiren bir etkinlik” olarak tanımlamıştır (Altunya, 79).

 

Eğitimle ilgili bütün bu tanımlara bakıldığında, eğitimin, bireylere kazandırılacak davranışların önceden belirlendiği ve nasıl kazandırılacağının planlandığı bir süreç olduğu görülmektedir (Ünal, 1996, 7). Bu noktada önemli olan önceden belirlenen kazandırılacak davranışların, kim tarafından ve neye göre belirlendiğidir. Althusser’e (2002) göre, eğitim sistemi devletin ideolojik aygıtlarındandır ve devletin mevcut olan düzene göre ideolojik yapılanmasını ve ideolojinin yeniden üretimini sağlamaktadırlar. Aynı şekilde Freire’de siyasal olarak yansız bir eğitim düşünülemediğini, eğitimin toplumda varolan dengelerin sürdürülmesi ya da yeniden üretilebilmesi için o toplumun egemen güçleri tarafından kullanılan bir araç olduğunu belirtmektedir (Ayhan, 1995). Oysaki eğitimin, insanları birlikte özgürleştirerek, toplumsal bilinci ve eleştirel düşünme yeteneğini geliştirip, toplumsal katılımı kolaylaştıran bir olgu olarak görülmesi gerekmektedir (Freire, 2014).

 

Günümüzde ilerleyen teknolojiyle birlikte eğitimin sitili değişmiş ve eğitimden öğrenmeye doğru bir geçiş başlamıştır. Öğrenme, bir yaşantı ya da çevreyle olan etkileşim sonucunda bireylerin olgunlaşma durumlarına göre davranış, duyuş ya da biliş düzeyinde değişiklik meydana gelmesi sürecidir. Okul öncesinden başlayıp emeklilik sonrasını kapsayan, kısaca yaşam boyu devam eden bir süreçtir (Ersoy, 2009). Eğitimden daha geniş bir kavramdır; çünkü eğitim, daha ziyade yapılandırılmış ortamlarla ilişkiliyken, öğrenme yapılandırılmış ortamların yanı sıra, yarı yapılandırılmış veya yapılandırılmamış ortamlarda da kazanılabilmektedir (Toprak ve Erdoğan, 2012). Yani öğrenmenin eğitim olabilmesi için örgütlü, sistematik ve kasıtlı olması gerekmektedir (Duman, 2000).

 

Ancak bilim ve teknolojinin hızla gelişmesi ve insan ömrünün uzamasıyla, insanların çocukluklarında öğrendikleri şeyler yaşamlarının geri kalan kısmında geçerli ve yararlı olmamaktadır (Bağcı, 2007). Bundan dolayı yapılacak eğitimler insanları olabilecek yeni koşullara hazırlıklı olmalarını sağlamalıdır. Ancak, değişimin neden olduğu yeni eğitim ihtiyaçları için gerekli olan nitel gelişimin sağlanamaması, sistemin nicel varlığının, fırsat ve olanak eşitliği çerçevesinde toplumun eğitim istemini karşılayamaması, eğitimin yaşam boyu devam eden bir süreç olması gereğini gündeme getirmiştir (Kaya, 2014). Bu sebeple, herkes için (hem yetişkinler hem çocuklar) en önemlisi nasıl öğrenileceğinin öğrenilmesidir (Duman, 2000).

 

Yaşam boyu eğitim fikri, ilk kez XX. yüzyılın başlarında John Dewey ile birlikte Eduard Lindeman ve Basil Yeaxle tarafından ele alınmış ve eğitime günlük yaşamın sürekli bir boyutu olarak bakan kapsamlı bir anlayışın temelini kurmuşlardır. Böylece eğitimin yaşam boyu olduğuna ilişkin bir anlayış, yetişkin eğitimi alanında sistemli çalışmaların ilk başladığı zamandan bugünlere gelmiştir (Ayhan, 2005).

 

1972 yılında toplanan UNESCO eğitimin geliştirilmesi komisyonunda, eğitimin yaşam boyunca süren bir etkinlik olduğu kararına varılmış ve şu öneriler getirilmiştir: 1. Eğitimi okul yaşı ve okul binaları ile sınırlamak yanlıştır. 2. Eğitim, hem okul eğitimini hem de okul dışı eğitimi kapsayan tüm eğitsel etkinliğin temel bileşeni olarak düşünülmelidir. 3. Eğitsel etkinlik daha esnek olmalıdır. 4. Kısaca eğitim yaşam kadar uzun bir varoluşsal süreklilik olarak tasarlanmalıdır (Özdemir ve Akbaş, 2002).

 

Yaşam boyu eğitim en basit anlamıyla okul sistemi içinde gerçekleşen eğitim/öğrenme biçimlerini kapsamakla birlikte bunların ötesinde, okul sistemi için belirlenmiş yaş ve mekân sınırlamalarına bağlı kalmaksızın yaşamın her anında ve alanında ortaya çıkan eğitim/öğrenme etkinliklerini anlatan bir kavramdır (Bağcı, 2010). Peter Jarvis, yaşam boyu eğitimi, katılanların öğrenmesi ve anlamasına yönelik insancıl temellere oturtulmuş ve yaşamın herhangi bir döneminde olabilen planlı etkinlikler serisi, Gelphi ise, toplumun insan kaynaklarının daha etkin kullanımı ve demokrasiyi yaygınlaştırmanın yeni bir yolu olarak tanımlamışlardır (Duman, 2000).

 

Yaşam boyu eğitim, 1960’larda eğitim ve öğrenme olanaklarının yayılacağı ve bu yolla eğitim eşitsizliklerinin üstesinden gelinebileceği, herkes için eğitim hakkının erişilebilir olduğu bir dünya kurma eğilimiyle biçimlenmektedir (Sayılan, 2005).  “Öğrenen toplum”, “yaşam boyu öğrenme” ve “bilgi okuryazarlığı” gibi kavramların da doğmasına neden olmaktadır. OECD’nin raporlarında eğitim sisteminde onarımlar yapılması ve öğrenen bir toplum olmaya yönelinmesi gerektiği belirtilmektedir  (Ayhan, 2005).

 

Ancak 1980’lerden itibaren piyasaların küreselleşmesiyle ve neo-liberal politikaların eğitimde uygulanmaya başlamasıyla, eğitime ayrılan fonlar azalmış, eğitim piyasanın talepleri doğrultusunda insangücü yetiştiren bir yaklaşım kazanmaya başlamıştır. Temel eğitim sorunlarını halletmiş kapitalist ülkeler, eğitimin piyasalaştığı bu dönemde yeni teknolojilerin sunduğu olanaklarla kendi özgül ihtiyaçlarını karşılamak için yaşam boyu öğrenmenin önemi üzerinde durmaya başlamışlardır. Böylece eğitim/öğrenme politikaları giderek kamusal bir yükümlülük olmaktan çıkarılıp, sorumluluk bireye verilmiştir (Sayılan, 2005).

 

Yaşam boyu öğrenme, yaşam boyu eğitimden daha geniş bir anlam ifade etmektedir. Bu kavramsal değişiklik ülkeler için farklı anlam ifade etmekte ve eğitimsel eşitsizlikleri artırmaktadır. Gelişmiş ülkeler için yeni bilgi ve beceriler edinerek “aktif yurttaşlık” lığı hedeflerken, dünyanın geri kalanında temel eğitim sorunlarını ortadan kaldırmayı ifade etmektedir (Sayılan, 2005).

 

Yaşam Boyu Öğrenmede, eğitimsel gelişimiyle ilgili sorumluluk bireyin kendisine verildiğinden, kişi bir müşteri gibi eğitim ve öğretim pazarından kendi gereksinimlerine uygun eğitimi bireysel sorumluluğunu kullanarak seçmek durumunda kalmaktadır. Ancak, bireyin sorumluluğuna verilen ve gittikçe piyasalaşan öğrenme süreçleri insanlar arasındaki eğitim eşitsizliklerini artırmakta, kapitalizm yüzünden giderek yoksullaşan kesimin eğitime ulaşmaları olanaksız hale gelmektedir (Kaya, 2014). Bireyin eğitim düzeyi ve mesleki statüsü ne kadar düşükse, eğitimden yararlanmayı istemesi veya yararlanabilmesi de o derece düşük bir olasılık olarak karşımıza çıkmakta, dolayısıyla eğitime en çok ihtiyacı olanlar, bir başka ifadeyle dezavantajlılar, yaşam boyu öğrenme programlarına katılamamaktadırlar. Bu nedenle, özellikle AB’nin yaşam boyu öğrenme belge ve raporlarında sıklıkla dile getirdiği fırsat ve olanak eşitliği, sosyal içerme gibi kavramlar, dezavantajlılar için hiçbir anlam ifade etmemektedir (Miser, 2002).

 

Oysa yaşam boyu öğrenme, yaşamı bir öğrenme süreci olarak görmekte ve temel eğitim, yetişkin eğitimi ve öğrenme ortamlarının yaygınlaşması gibi tüm eğitim etkinliklerini kapsamaktadır (Sayılan, 2005). Aynı zamanda sosyo-ekonomik gelişmeyi başarmak için bilgi temelli toplumu geliştirmede bir araç olarak görülmektedir (Özdemir ve Akbaş, 2002).

 

Küreselleşme, sürekli değişen teknoloji ve yeni bilgi teknolojilerinin gelişmesiyle, 1990’lardan itibaren yaşam boyu öğrenme kavramı Avrupa Birliği için önem kazanmaya başlamış, 1996 yılı “Avrupa Yaşam Boyu Öğrenme Yılı” ilan edilmiştir. 2000 yılında Lisbon’da yapılan Konsey toplantısında, yasam boyu öğrenmenin özü olarak, “Avrupa’yı dünyadaki en dinamik ve rekabetçi bilgi temelli toplum yapmak” stratejisi benimsenmiş; üye ülkelerden bu konuda çalışmalar yapmaları ve raporlar hazırlamaları istenmiştir. Bunu sonucu olarak 2000 yılında yaşam boyu öğrenmeyi uygulamaya dönüştürmeyi amaçlayan Memorandum on Lifelong Learning (Yaşam Boyu Öğrenme Bildirisi) sunulmuştur. Komisyon bütünleştirmiş bir programla bu amacı gerçekleştirmeyi hedeflemiştir. Bu program okulda eğitimle ilgili COMENIUS, yükseköğretimle ilgili ERASMUS, mesleki eğitimle ilgili LEONARDO DA VINCI ve yetişkin eğitimiyle ilgili GRUNDTVIG programlarını kapsamaktadır. Sonradan alınan kararlarla, 2007 yılında süresi dolan bu programlar, yaşam boyu öğrenme kapsamına dâhil edilmiştir. Böylece yaşam boyu öğrenme kavramı, AB’nin eğitim ve öğretim politikasının odağına yerleşmiştir (Beycioğlu ve Konan, 2008).  

 

 

 

 

 

KAYNAKÇA

Âdem, M. (1997). Eğitim Planlaması. Ankara: Şafak Matbaacılık

Altunya, N. (1999). Eğitim Hakkı. 75 Yılda Eğitim. İş Bankası Yayınları.

Althusser, L. (2002). İdeoloji ve Devletin İdeolojik Aygıtları. İstanbul: İletişim Yayınları

Ayhan, S. (1995). Paulo Freire: Yaşamı, Eğitimi Felsefese ve Uygulaması Üzerine. Ankara Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Fakültesi Dergisi, Cilt 28/2.

Ayhan, S. (2005). Dünden bugüne yaşam boyu öğrenme. F. Sayılan ve A. Yıldız (Ed.), Yaşam boyu öğrenme sempozyum kitabı içinde (s.2-14). Ankara, Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü: Pegema Yayıncılık.

Bağcı, Ş.E. (2007). Avrupa Birliği Ülkelerinde Yaşam Boyu Eğitim Politikaları, Almanya, Danimarka ve Türkiye Üzerine Karşılaştırmalı Bir Çalışma. Yüksek Lisans Tezi. Ankara Üniversitesi. Ankara.

Bağcı, Ş. E. (2010). Neoliberalizm ve Yaşam Boyu Eğitim: Gerçeği Gizleyen Büyülü Gözler. Eğitim, Bilim, Toplum Dergisi, Cilt:8, Sayı:30, 53-76.

Beycioğlu, K. Konan, N. (2008). Yaşam Boyu Öğrenme ve Avrupa Eğitim Politikaları. Elektronik Sosyal Bilimler Dergisi, Cilt:7, Sayı:24, 369-382.

Duman, A. (2000). Yetişkinler Eğitimi. Ütopya Yayınlar. Ankara

Ersoy, A. (2009). Yaşam Boyu Öğrenme ve Türkiye’de Halk Kütüphaneleri. Yüksek Lisans Tezi. Hacettepe Üniversitesi. Sosyal Bilimler Enstitiüsü. Ankara.

Freire, P. (2014). Ezilenlerin Pedagojisi. Ayrıntı Yayınları.

Kaya, H. E. (2014). Küreselleşme Sürecinde Yaşam Boyu Öğrenme Yetişkin Eğitimi Gerçeği. Akademik İncelemeler Dergisi, Cilt:9, Sayı:2, 91-111.

Miser, R. (2002). “Küreselleşen” Dünyada Yetişkin Eğitimi. Ankara Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, Cilt:35, Sayı:1-2, 55-60.

Oğuzkan, F. (1993). Eğitim Terimleri Sözlüğü. Ankara: Emel Matbaacılık.

Özdemir, S. Akbaş, O. (2002). Avrupa Birliğinde Yaşam Boyu Öğrenme. Milli Eğitim Dergisi, Sayı:155-156.

Toprak, M. Erdoğan, A. (2012). Yaşam Boyu Öğrenme: Kavram, Politika, Araçlar ve Uygulama. Yükseköğretim ve Bilim Dergisi. Cilt:2, Sayı:2, 69-91.

Ünal, I. (1996). Eğitim ve Yetiştirme Ekonomisi. Ankara: Epar Yayınları.

 

 

Login (1)
Themes addressed

Want to write a blog post ?

Don't hesitate to do so! Click the link below and start posting a new article!

Son tartışmalar

MESLEKİ EĞİTİMDE YENİLİKÇİ VE DESTEKLEYİCİ STAJ UYGULAMALRI

MESLEKİ EĞİTİMDE YENİLİKÇİ VE DESTEKLEYİCİ STAJ UYGULAMALRI PROJEMİZİ TAMAMLADIK. YAYGINLAŞTIRMA VE TANITMA YAPIYORUZ

Devamı

Yönetim ve Ekip Değişiklikleri Yetişkin Eğitiminde Engel oluşturur mu?

Sık sık değişen lider ve kurum yönetimleri,gelişim ve değişime engel teşkil eder mi?Fikirlerinizi ve görüşlerinizi, önerileri değerli buluyor ve önemsiyoruz.

Devamı

EPALE Tartışma: Dönüşümsel Öğrenme ve Yaşam Becerileri

Dönüşümsel öğrenme ve yaşam becerileri hakkında görüşlerinizi paylaşın!

Devamı