European Commission logo
Create an account
Blog
Blog

EPALE Röportajı: Andreas Schleicher Öğrenme belirli bir yerde değil, hayat boyu devam eden bir faaliyettir

OECD müdürü Adreas Schleicher “Öğrenme, toplulukları inşa eder ve büyümelerine yardımcı olur” diyor. “Öğrenme duvarların gerisinde kalmaz.”

Interview card Schleicher

Modern yaşamın büyüyen karmaşıklığı bireyler, topluluklar ve toplumlar için yapılacak olan gelecek öğrenme sistemlerinin iyi kurulmuş fiziki, resmi öğrenme ortamlarını aşması gerektiği fikrini akla getirmektedir. Öğrenmenin, topluluklarda gerçek yaşam bağlamlarıyla yakından ilişkili ve bağlantılı olması gerekmektedir. Öğrenme, toplulukları inşa eder ve onların büyümesini sağlar. Öğrenme duvarların gerisinde kalmaz.

Hayat boyu ve hayatın her alanında öğrenme kültürüne nasıl imkan sağlayabilir ve bu kültürü kolaylaştırabiliriz? Hayat boyunca öğrenmeyi, bilgileri unutmayı ve yeniden öğrenmeyi kolaylaştıracak bir kültürü nasıl inşa edebiliriz? Sanatçılar, bağlayıcı kişiler, hikaye anlatıcıları, anlam yaratan kişiler, toplu tecrübelerimize nasıl anlam kazandırabilir ve gelecek odaklı öğrenme ekosistemlerine katkı sağlayabilir? Sadece en iyi uygulamaları öğrenmekle kalmayıp gelecek uygulamaları nasıl geliştirebiliriz?

 

Andreas Schleicher  “yarının öğrenme sistemlerinin ne olması ve neyi yapması gerektiğini konuşmak, yapmaktan kolaydır” diyor. OEDCD Eğitim ve Beceriler Müdürü olarak uzun yıllara dayanan tecrübesi ve yaptığı araştırmalar onu bu konuya ışık tutacak mükemmel bir konuma getirmiştir.

 

OECD tarafından öne sürülen öğrenme ekosistemleri diğerleri arasında vatandaşların öğrenmeye daha istekli olmasını sağlayan ve yeteneklerini geliştiren kaldıraçlar gibidir. Bu ekosistemler öğrenme ve eğitimle ilgili yeni düşünme şekillerini tanıtan ve ümit vadeden girişimler olarak görünmektedir. Bu sizce neden gereklidir?

Andreas Schleicher: Yapısal anlamda dengesiz bir dünyada yaşıyoruz. Modern hayat sadece bireyler için değil, aynı zamanda topluluklar ve toplumlar için de daha karmaşık bir hal almıştır. Değişen dünyamız gün geçtikçe daha karmaşık zorluklar bize sunuyor.  Geçmişte değerini ispat etmiş olan çözümler bugün fayda sağlamamaktadır. Bu nedenle problemlerimize getireceğimiz yeni çözümler de karmaşık olacaktır. Çeşitli bakış açıları ve çıkarlar konusunda uzlaşma sağlamak gerekecektir.  Bu yüzden de gerçek öğrenen bir topluma evrilmemiz gerekmektedir. Öğrenen bir toplum insanları ve yerel toplulukları güçlendirmeye ve onları dayanıklı kılmaya odaklanır. Öğrenme ekosistemleri (tanımlar bu röportajda aşağıdadır) insanların iyi bir yaşam sürdükleri sürdürülebilir bir geleceğe geçişe katkı sağlamaktadır.

Bugünün eğitim sistemi problemleri çoğu zaman idare edilebilecek daha küçük parçalara bölünmüştür. Öğrencilere daha sonra bu küçük problemleri nasıl çözecekleri öğretilmiştir. Bu yaklaşımın artık yeterli olmadığını söylüyorsunuz? Öyle mi?

Günümüz modern toplumu farklı alanlardaki bilgileri, birleştirmeyi, birbiriyle ilişkili görünmeyen fikirler arasında bağlantı kurmayı gerektirmektedir. Öğrenciler bugünlerde bireysel olarak öğrenmekte ve bireysel sonuçları için sertifikalandırılmaktadır. Ancak dünya gün geçtikçe daha da bağımlı hale gelmektedir. Farklı alanlardan bilgileri hareket ettirecek, paylaşacak ve entegre edecek orkestra şeflerine ihtiyacımız olacaktır. Toplumların refahı toplu eyleme geçebilmeleri için insanların kapasitesine dayanmaya başladı. Bu yüzden yarının öğrenme sistemleri çoğulculuk ve modern hayatın karmaşıklığı konusunda farkındalığın artmasını sağlaması gerekmektedir. Bireysel akademik başarıların yanı sıra işbirliğini öğretmeli ve ödüllendirmeliyiz. Öğrenciler hem kendileri için düşünebilmeleri ama aynı zamanda başkalarıyla beraber ve başkaları için hareket edebilmeleri gerekmektedir.

Makineler her geçen gün iş yerlerinde daha çok insanın yeri almaktadır. Toplumumuz geçen yıllar içinde daha fazla kutuplaşmış durumdadır. Yeni çözümler ve yarışan arzlar arasında bir denge kurmayı ve yaratıcı düşünceyi gerekli kılacaktır. Bu artan gerginlikle öğrencilerin nasıl başa çıkmasını sağlayabiliriz? Nasıl sosyal ve sivil hayata anlamlı katkılar sağlayacak bilgi ve beceriler geliştirebiliriz?

Bu gerginliklerle ve ikilemlerle başa çıkmaya daha fazla adapte olmamız gerecektir. Bir sorunun nadiren yalnızca tek bir çözüm vardır. Daha bütünleşik ve bağlantı kuracağımız bir yolla düşünebilme yetimiz olduğuna inanmamız gerekmektedir. Bu yüzden öğrenme sistemleri empatiyle ve uyarlanabilir olmasıyla öğrencilerin diğerlerine katılmasına daha fazla yardımcı olması gerekmektedir. Öğrenciler ister bilim adamı olsun ister sanatçı olsun diğer kültürlerin ve geleneklerin nasıl yaşadığı ve düşündüğüyle ilgili daha derin bir anlayış geliştirmelidir. Doğru ve yanlışla ilgili güçlü bir anlayış geliştirmeli, başkalarının bizim üzerimizde ileri sürdüğü iddialara karşı duyarlı olmalı, bireyler ve toplu eylemler hakkında sınırları anlamalıdır. Eylemlerinin ileride yol açabileceği sonuçları düşünmeli, riskleri ve bedelleri değerlendirmeli, yaptıkları işin sorumluluğunu üstlenmelidirler. Makineler görevleri üstleniyor olabilir buna rağmen işte, evde ve topluluklarda, sosyal ve sivil hayata anlamlı katkılar sağlayacak bilgi ve becerilerimize olan ihtiyaç her geçen gün artmaktadır. Gelecek öğrenme sistemleri tecrübelerimiz, kişisel ve toplumsal hedeflerimiz ışığında, eylemlerimiz üzerinde düşünebileceğimiz ve eylemlerimizi değerlendirebileceğimiz ahlaki ve entelektüel olgunluğun ve sorumluluk duygusunun gelişmesini sağlaması gerekecektir.

Eğitim şimdi genel geçer bilgi, konuya dayalı öğretim ve hiyerarşi üzerinedir. Yukarıdaki tüm kapasiteleri geliştirmek öğrenme ve eğitime farklı bir yaklaşımı, farklı tür öğretmenleri gerektiriyormuş gibi görünüyor öyle değil mi?

Gerçekten de eğitim sistemleri öğretmenlerin işini yönlendiren hesap verebilirlik, bürokratik emir komuta zinciri şeklindeki yönetim biçimleri üzerine kurulmuştur. Bütün bu bilişsel, sosyal ve duygusal kapasiteleri iletebilmek için işbirlikçi bir kültürde mesleki özgürlüğün en üst seviyesinin tadını çıkaran eğitimsel anlamda donanımlı işçilerin mesleği yapmasına ihtiyacımız var. Yarının öğrenmesi kullanıcıların ortaya koyduğu akıl, proje bazlı eğitim ve iş birliği üzerine olmalıdır. Öğrencilerin sınırlarının ötesinde düşünmesine ve öğretmenlerin ve öğrencilerin ortak üreticiler olarak tanınmasına yardımcı olmalıyız.

Geçmişin hedefleri standartlaştırma ve uyumluluk idi. Öğrenciler de aynı şekilde, aynı yaş gruplarında, standart bir ders programını takip etmekte aynı zamanda hepsini değerlendirmektedirler. 

Bireylerin hayatlarının farklı aşamalarında farklı şekillerde öğrendiğini kabul etmemiz daha doğru olacaktır. Öğrencilerin sürecine en çok olanak sağlayan eğitimi sağlamanın yeni yollarına ihtiyacımızın olduğu açıktır.  Bu çeşitliliği öğrenmeye olan farklılaşmış yaklaşımlarla kucaklamamız gerekmektedir. Öğrencilerin tutkularını ve kapasitelerini de hesaba katmalı, katılımlarını ve yeteneklerini gelişme yollarında öğrenme şekillerini kişiselleştirmeye yardımcı olmalıyız. Öğrencileri orijinal, yaratıcı ve özgün olmaya teşvik etmeliyiz.

Öğrenme bir yer değil, bir faaliyettir diyorsunuz. Bununla ne kastediyorsunuz?

Öğretmenler ve içerik bugünlerde konularla bölünmüştür. Öğrenciler gelecek kariyer beklentilerine göre ayrılmaktadır. Birçok okul öğrencileri içeride, geri kalan dünyayı dışarıda tutulması yönünde tasarlanmıştır. Bu anlayış değişmelidir. Gelecek bütünleşik ve disiplinler arası ilişkiye vurgu yapmalıdır. Teknolojinin bizi eski geleneklerden kurtarma potansiyeli vardır aynı zamanda öğrencileri güçlü bir şekilde, bilgiyle, yenilikçi uygulamalarla, diğerleriyle bağlayabilir. Aileler ve diğer okullardan ortaklar daha fazla katılımı sağlamalıdır. Öğrenme gerçek hayat bağlamları ve dönemin sorunlarıyla yakından ilişkili olmalıdır. Öğrenme topluluklarda zengin kaynaklara açık olmalıdır. Yarının öğrenme sistemleri aileler ve topluluklarla, yükseköğrenimle, işlerle ve özellikle de diğer öğrenme çevreleriyle sürekli bir sinerji aramalıdır ve profesyonel, sosyal ve kültürel sermayeyi arttırmanın yeni yollarını bulmalıdır. Öğrenme bir yer değil bir faaliyettir derken bunu kast ediyorum.

Şimdi bunlar söylenmesi kolay yapması zor şeyler…

İç içe geçişik hayat boyu ve hayatın her alanında öğrenme kültürünü tanıtmak halen çok fazla deneyim, belge, ölçüt ve işbirlikçi düşünmeyi gerektirmektedir. Gelecek odaklı öğrenme ekosistemleri için uyumlu bir çerçeve geliştirmek için hayal gücümüze, bilgimize, becerilere, ortak değerlere ve sorumluluk duygusuna ihtiyaç olacaktır. Ancak bunu başardığımızda, dünyanın daha iyi bir yer olacağıma şüphem yok.

 

FLENDRA BELÇİKA’DA ÖĞRENME EKOSİSTEMLERİ PROJESİ

Flendra Avrupa’nın en kalabalık ve şehirleşmenin en yoğun olduğu bölgelerinden biridir. Buna rağmen doğu ve batı Flendra’da daha seyrek nüfuslu bölgeler buluyoruz.  Bir de yetişkin eğitimi ve katılım oranlarının düşük olması mevzusu var. ESF Öğrenme Ekosistemi projesi aracılığıyla Limburg şehrindeki(Flanders’ın doğusunda) öğrenme ekosistemlerinin gelişimini canlandırmak için çaba gösterilmiştir.

ESF Flanders aşağıdaki gibi bir öğrenme ekosistemini tanımlamaktadır:

Öğrenme ekosisteminde çeşitli yerel ve bölgesel aktörler daha önce kimsenin tek başına başaramadığı ortak yerel aciliyet gerektiren sorunlara çözüm önerisi sunarlar. Bugün pek de öğrenme ortağı olarak görmediğimiz yerel aktörler el ele verip öğrenilen şeyi ve öğrenme sürecini şekillendirir. Kültürel dernekler, müzeler, kütüphaneler, bakım merkezleri, spor kulüpleri, geleneksel eğitim kurumları, firmalar ve vatandaşlar yerel topluluk içinde, topluluk için veya topluluk aracılığıyla geniş çaplı öğrenme fırsatları sunmaktadır.

Öğrenciler kendi ilgi alanlarını yeteneklerini ve tutkularını takip edebilirler. Bu öğrenmeye ilk veya daha ileriki adımları atmayı cazip kılar. Bu şekilde, her öğrenci kendine has kişisel, esnek ve doğal bir öğrenme yolu oluşturur. Öğrenme bağımsızca, yanlız veya bir grup içinde her zaman başkalarıyla etkileşim içinde yapılabilir. Bu da farklı yaştan, eğitim seviyesinden, cinsiyetten, uzmanlıktan veya becerilerden insanlar arasında çapraz ilişkilendirmeyi sağlar. Bu da açıkça içermeye fayda sağlayacaktır.

Rehberler/koçlar öğrencileri öğrenme yollarında kılavuzluk eder. Rehberlerin potansiyel öğrenme fırsatlarıyla ilgili becerileri ve/veya iyi bir görüşü, ve uzman deneyimleri vardır. Kendi sosyal ağları ilginç kaynaklara ulaşmalarını sağlar. Öğrenmeyle ilgili zorlukları aşmasında insanlara yardımcı olurlar. Var olan becerileri, gerekli bilgileri, başkaları aynı zamanda kendileri içinde çözümler ararlar.

Öğrenme ekosistemindeki tüm aktörler öğrenme ve uyumu devamlı olarak beraber dikkate alarak yansıtıcı ve dinamik bir ağ oluştururlar. Yönetim sektörün geleneksel düşüncesini aşan kurumsal ağ prensiplerini takip eder. Kurumsal ağda herkes beraber şekillendirir varolan uzmanlığı, fiziksel zenginliği ve dijital öğrenme alanlarından, insanlardan ve kaynaklardan esnek ve eşit bir şekilde faydalanır. Bir öğrenme ekosistemi yerel seviyede faaliyet gösterir ve başlangıçta kendi sınırları ve imkânları dâhilinde kendini organize eder. Ancak aynı zamanda diğer yerel, bölgesel, ulusal ve uluslararası öğrenme ekosistemleriyle beraber öğrenebilmek, öğrenme fırsatlarını yaymak ve daha iyi çözümler bulmak gibi iletişim kurma yolu arar.

Learning Ecosystems An Emerging Praxis For The Future Of Education (2020)

 

 

Login (6)

Başka bir dil?

Bu belge başka dillerde de mevcuttur. Lütfen aşağıdan birini seçin.
Switch Language

Want to write a blog post ?

Don't hesitate to do so! Click the link below and start posting a new article!

Son tartışmalar

MESLEKİ EĞİTİMDE YENİLİKÇİ VE DESTEKLEYİCİ STAJ UYGULAMALRI

MESLEKİ EĞİTİMDE YENİLİKÇİ VE DESTEKLEYİCİ STAJ UYGULAMALRI PROJEMİZİ TAMAMLADIK. YAYGINLAŞTIRMA VE TANITMA YAPIYORUZ

Devamı

Yönetim ve Ekip Değişiklikleri Yetişkin Eğitiminde Engel oluşturur mu?

Sık sık değişen lider ve kurum yönetimleri,gelişim ve değişime engel teşkil eder mi?Fikirlerinizi ve görüşlerinizi, önerileri değerli buluyor ve önemsiyoruz.

Devamı

EPALE Tartışma: Dönüşümsel Öğrenme ve Yaşam Becerileri

Dönüşümsel öğrenme ve yaşam becerileri hakkında görüşlerinizi paylaşın!

Devamı